Sandalet Giymek Caiz Midir? Bir Genç Yetişkinin İçsel Hesaplaşması
Kayseri’nin sıcağında yaz geldiğinde, sokaklar başka bir renge bürünür. Havanın sıcaklığı her geçen gün arttıkça, insanlar serinletici şeyler arar. Caddelerde, parkta, kafelerde herkesin ayakları daha özgürdür. Ben de o gün, yürürken altımda hafif bir rahatlık hissiyle bir adım atıp bir adım daha atıyordum. Sandaletlerim ayağımda, rahatlıkla adım attım. Ama bir soru belirdi kafamda: Sandalet giymek caiz midir?
Bunu hiç düşünmemiştim. Kayseri gibi bir şehirde, herkesin rahatlıkla giydiği bir şeydi aslında sandalet. Ama bir anda, üzerimi bir düşünce gölgesi kapladı. Bu soruyu günlerdir düşünüyorum; bir taraftan rahatlık, özgürlük ve serinlik var, diğer taraftan bir kaygı, bir huzursuzluk… Sanki sandalet giymek, dışarıya yansıyan bir kimlik, bir tercih olmanın ötesinde, daha derin bir sorgulamaya dönüştü.
Bir Anlık Duraklama
Bir yaz akşamı, evde oturmuş, annemle akşam yemeği hazırlıyorduk. Yağmurlardan sonra sokaklar toprak kokusuyla dolmuştu. O an, sadece hava değil, bir rahatlama, bir huzur vardı. Aniden, annem bana bakıp, “Yavrum, sandalet giymek doğru mu?” diye sordu. Cevap vermekte zorlandım, çünkü sandalet giymek bir an önce yapmak istediğim ama kafamda binlerce soru işareti olan bir şeydi.
“Evet, giymek istiyorum,” dedim ama kelimeler ağzımdan dökülürken sanki kendimi bir savaşa hazırlıyordum. Bu soruyu hiç düşünmemiştim. Bazen insan, sadece ayakkabısını seçerken bile içinde başka bir dünyayı sorguladığını fark eder. İşte o an, sandaletin sadece bir ayakkabı olmadığını, aynı zamanda birçok sorunun, birçok kıyaslamanın kaynağı olduğunu anladım.
İçsel Hesaplaşma
Kayseri’nin sokaklarında, sıcak bir günde yavaşça yürürken, kendi içimde bu soruyu tekrar sordum: Sandalet giymek caiz midir? Yani, dini açıdan bir problem oluşturur mu? Ayakların görünmesi, toplumun yargılarına karşı bir meydan okuma mıdır? İçimdeki seslerden birisi bana “Evet, yanlış bir şey yapıyorsun,” derken, diğer ses “Kimseye zarar vermiyorsun, sadece rahat ediyorsun” diyordu.
İçimdeki bu çatışma öylesine büyüktü ki, her adımda sanki bir yük taşıyormuşum gibi hissettim. Kafamı kaldırıp çevreme bakınca, çoğu kişinin sandalet giymiş olduğunu fark ettim. Ama içimdeki huzursuzluk, onları görmeme engel oldu. Her bir kişinin farklı bir bakış açısıyla yolda ilerlediğini ve her adımda bizlerin farklı dünyalara sahip olduğunu düşündüm.
Ama sonra, içimdeki o seslerden birine kulak verdim: Bu bir içsel özgürlük değil mi? Kendi tarzını, rahatını yaşamak…
Toplumun Yargıları ve Kendi Kimliğim
Bir yanda annemin “Buna dikkat et,” uyarıları, diğer yanda toplumun bana yüklediği “doğru” olma baskısı vardı. Hangi doğru, hangi yanlış? Kayseri’nin sıcak günlerinde sandalet giymek, toplumsal normlar içinde ne anlama geliyordu? Yürüdüğüm sokakta, birileri dikkatle bakarken, bazen gözlerimdeki huzursuzluğu görebiliyorum. Ama diğer yandan, neden olmasın? Hangi kural sandalet giymemi yasaklıyor?
Bir sabah, bir kafede otururken yanımda bir grup arkadaşla sohbet ediyorduk. Konu, son zamanlarda toplumun dini ve kültürel normlarını aşan giyim tarzlarına geldi. Sandalet, yazlık rahatlık değil, bir duruş olabilirdi belki de. Bir arkadaşım “Neden sandalet giymiyoruz ki?” dedi, “Görünüşte bir şey yok ama herkes bir şekilde önyargıyla bakıyor. İslam’da buna dair bir yasak var mı?” diye sordu.
İçimdeki endişe bir anda biraz daha büyüdü. Sanki o an, birdenbire ayaklarımda taşıdığım rahatlık, toplumun onaylamadığı bir şey haline gelmişti. “Evet, belki de bir sorun vardır,” diye düşündüm. Ama sonra başka bir düşünce belirdi: Neden her şeyin sürekli bir kuralı olmalı?
Kendi Doğrumu Bulmak
Bir hafta sonu, sıcaklık iyice arttığında, sandaletlerimi tekrar giydim. Bu kez, sadece rahatlıkla değil, bir güven duygusuyla adım attım. Adım adım, içimdeki o kaygıyı bir kenara bırakıp, sadece kendimi hissetmeye başladım. Sandalet giymek, sadece rahat etmek değil, aynı zamanda ben olma duygusuydu. Kafamda dönen bu soruya, belki de en doğru cevap, “Kendi doğrularımın peşinden gitmek” olmalıydı.
Tabii ki, kimseye zarar vermeden, kimseyi rahatsız etmeden, sadece kendimi hissederek giydiğim bu sandaletlerim, bana çok şey öğretti. Hem dini açıdan hem toplumsal açıdan, belki de gerçek cevap, neyin doğru, neyin yanlış olduğunu kendi içimde bulabilmekteydi. Kendimi, duygularımı ve düşüncelerimi daha özgürce yaşamak, belki de en değerli şeydi.
Sonuç: Rahatlık, Özgürlük ve Kendini Keşfetmek
Sandalet giymek caiz midir? Bu soruya verdiğim cevap, artık basit bir dini ya da toplumsal normun ötesine geçmişti. Hayatımda daha önce pek çok kez sorguladığım gibi, her doğru, her yanlış, kişisel bir yolculuğun parçasıdır. Sandalet giymek, sadece bir tercih değil, aslında içsel bir keşifti. Belki de bu keşif, bana özgürlüğün ne demek olduğunu gösterdi.
Bir gün, Kayseri’nin sıcak sokaklarında, rahatça yürürken, ayağımda sandaletlerimle yürürken, artık bu soruyu sormuyorum. Çünkü gerçek rahatlık, ne giyeceğimle değil, içsel huzurumla ilgili. Ve belki de en doğrusu, hepimizin kendi yolumuzu, kendi doğrularımızı keşfetmesi.