İçeriğe geç

İstifham ne demek edebiyatta ?

İstifham Ne Demek Edebiyat’ta? Komik Bir Bakış Açısıyla İnceleyelim!

İzmir’de, arkadaşlarımın arasında hep böyle bir şey vardır: Ne kadar karmaşık, derin, entelektüel bir konuyu konuşuyor olursak olalım, bir şekilde hep şuna geliriz: “Peki, bu durumu Edebiyat nasıl anlatmış?” Bir bakarsınız, birisi aniden “İstifham ne demek?” diye sorar ve bu soru, bizim için, işte o neşeli, absürd momenti yaratır. Gerçekten, şimdi düşününce, İstifham’ı tartışmak, aslında sadece edebiyatla değil, hayatla ilgili birçok şeyi de açığa çıkarıyor gibi. Edebiyatın içindeki bu küçük tuhaflıkları ve bilinçli kafa karışıklıklarını sevmiyor muyuz? İşte, İstifham da tam olarak o türden bir şey. Hadi gelin, biraz eğlenceli bir bakış açısıyla keşfedelim!

İstifham: Düşündürmeye, Yanıtsız Kalmaya Dayalı Bir Soru

İstifham kelimesini duyduğumda aklıma hemen, ortama derinlik katmak isteyen biri gelir. Yani, böyle bir ortam düşünün: Birisi çok ciddi bir şekilde bir konu anlatıyor ve tam o sırada biri elini kaldırıp “Peki, bu gerçekten öyle mi?” diye soruyor. Evet, aslında İstanbul’daki bir arkadaşımın sürekli yaptığı şey gibi! Ama dikkat edin, bu sorunun cevabı yok. Bu soruyu sormak, sadece konuyu daha karmaşık hale getirmekle kalmaz, aynı zamanda insanları ‘acaba?’ diye düşündürmeye başlar. Evet, işte tam olarak Edebiyat’ta İstifham bu şekilde işler. Bir şeyin netliği yoktur; sorunun cevabı, belirsizliğiyle gelir ve bu da bizi biraz düşündürür. Bu tür sorular, kelimelerle oynayarak anlamı belirsizleştirir ve bizleri bir türlü çıkışa kavuşturmaz.

Mesela, bir gün arkadaşlarla yemek yerken, garsona “Bu yemeğin içinde domates var mı?” diye sordum. Adam cevapladı: “Evet, var.” Ama ben niye sordum? Domatesin olduğu bir yemek, benim için bambaşka bir boyuta geçiyor. Yani, aslında “var mı?” demek, “gerçekten var mı?” demek oluyor! İşte, tam da Edebiyat’taki İstifham burada devreye giriyor. O kadar derin bir soru ki, sormadan bile neyi anlamamız gerektiğine karar veremiyorsunuz.

İstifham Edebiyatı: Edebiyatın Efsanevi Soru Cevapsızlık Durumu

İstifham aslında bir tür kafa karışıklığı yaratma yöntemi. Mesela, bir klasik okurken şöyle bir cümle ile karşılaşabilirsiniz: “Neden bu kadar mutluyuz, acaba gerçekten mutluluğun tanımını bulabiliyor muyuz?” Hah, işte tam o an, bir duraklama olur. Bu tip sorular, hemen bir yanıt verilemeyecek türden sorulardır. Aslında burada cevap aranmaz, çünkü bu soru bir tür ‘düşünme’ egzersizine dönüşür. O kadar derin bir soru ki, cevabını bulmadan gitmek zordur.

Mesela bir gün yine İzmir sokaklarında gezerken, bir arkadaşım bana “Hangi yoldan gitsek?” diye sormuştu. Ben de hemen “Benim yolum hep bu, başkasının yolu nereye giderse gitsin.” dedim. Hah, işte tam o an, o cümlenin istifham etkisi yaratması gerekiyordu. O kadar basit bir soru ama cevapsız kalmak zorundaydım! Hayat gerçekten böyle değil mi? Soru çok basit ama hep cevapsız kalıyoruz! Bu aslında bir İstifham’dı. Ve o anda düşündüm, ‘Keşke hayat böyle derin olmasa da düz bir şekilde giderse.’ Ama ya cevapsızlıkta kayboluruz? Hah, tam da Edebiyat işte burada devreye giriyor.

İstifham’ı Edebiyatın Yıldızlarıyla Keşfetmek

Edebiyatçıların ustaca kullandığı İstifham, aslında çok yoğun bir anlam katmanı içerir. Birçok yazarda bunu görmek mümkün. Mesela, Kafka’nın eserlerinde sürekli bu türden derin, kafa karıştırıcı sorular vardır. “Bir insanın gerçekten özgür olup olmadığına dair bir tanım yapılabilir mi?” gibi bir soru… Anlamı öylesine iç içe geçmiş ki, soruyu soran bile ne demek istediğini unutabilir. İşte bu soruların amacı aslında cevaba ulaşmak değil, insanı düşündürmektir.

Ya da mesela, bir gün bir edebiyat dersinde hocamız “Aşk nedir?” diye bir soru sormuştu. Kimse net bir cevap veremedi, hep bir belirsizlik vardı. Bu tam olarak istifham sorusuydu. Ama işin komik tarafı, herkesin kendince bir yanıtı vardı ama hiçbir yanıt tatmin edici değildi! Yani soru var ama cevap yok. Bu tür soruların bize kattığı şey, aslında derinlemesine düşünmeyi teşvik etmek. Bazen cevaplanması imkansız sorulara takılmak, hayatta ilerlemenin yoludur!

İstifham: Sadece Edebiyatla Kalmayan Bir Hayat Tavrı

İstifham, yalnızca Edebiyat’la sınırlı bir kavram değil. Aslında, günlük hayatta da sıklıkla karşılaştığımız bir durumdur. Zaten bu yüzden, arkadaşlarım her zaman “Abi, sana bir soru sorayım, ama cevabını bilmeyeceksin!” derler. Bu, aslında bazen insanın hayatla ilgili sürekli düşündüğü bir sorudur: “Bize ne oluyor?” Herkesin bir cevabı vardır ama sorunun cevabı yoktur! Evet, biz de böyleyiz işte. Her zaman sorular sorarız ama cevaplar net değildir, özellikle Edebiyat’ta bu türden sorular çok daha derindir.

İstanbul’da ya da başka bir şehirde, bazen bir esnafın “Nasıl, bakmıyor musunuz?” dediği o an, aslında bir İstifham’dır. Her şeyin çok net olduğu düşünülen bu dünyada, bazen bir şeyin cevapsız kalması, insanı daha çok düşündürür. Hayat, tam da burada başlar. İstifham soruları, her şeyi daha derinleştirir, insanı kendine doğru çeker.

İşte, İstifham’a dair düşündüğümde, hep o küçük ama derin sorular gelir aklıma. Bazen eğlenceli, bazen düşündürücü, ama kesinlikle cevapsız bırakılmış sorular… Bizi hep sorgulatan ve düşündüren. Evet, “İstifham ne demek edebiyat’ta?” demek, aslında sadece bir soru sormaktan çok, düşünmeye davet etmektir. Sorun, bazen cevapsız kalmakta gizlidir, bence!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort deneme bonusu veren siteler
Sitemap
piabellacasino